Kapalı Çarşı

1461

Kapali_carsi
Evliya Çelebi bedesten hakkında şöyle yazar: “İstanbulun izdiham ve güzide yerinde Ali Osmanın hazinei azimi bir bezazistandır ki güya Kal’ai Kahkaha’dır” (Koçu, 2351). Mümtaz seyyahın bu sözlerle tarif ettiği Kapalı Çarşı, nam-ı diğer Büyük Çarşı iki bedestenin birleşmesinden oluşur. Bedesten, şehirlerin alışveriş merkezlerinde, küçük ahşap dükkanların kâgir bir yapı yoluyla birleştirilmesiyle ortaya çıkar. Burası şehrin ticaret merkezi olur. Dini merkez olan ulu cami ya da cuma camii ile bedesten birbirlerine yakın inşa edilirler. Şehir merkezi bu iki yapı etrafında gelişir.

Bedesten tipi çarşılar Osmanlı devrinde ortaya çıkmıştır. Çoğu Osmanlı bedesteni 15. ve 16. yüzyıllarda yapılmıştır. İstanbul’da tarihi yarımadada iki ve Galata’da bir adet bedesten vardır. Kapalı Çarşı’da bir devirde “sınırları içinde iki bedestenden başka 4399 dükkan, 2195 oda, bir hamam, bir cami, on mescid, iki şadırvan, bir sebilhane, on altı çeşme, bir türbe, bir sıbyan mektebi ve yirmi dört han” bulunduğu tespit edilmiştir.

Kapalı Çarşı’yı oluşturan bedestenlerden ilki “Büyük Bedesten”, “İç Bedesten”, “Eski Bedesten” ve “Cevahir Bedesteni” olarak bilinir. Fatih Sultan Mehmed tarafından 1453-1481 tarihleri arasında yaptırılmıştır. İnşaat, fetih sonrası harap haldeki şehirde yeniden inşa faaliyeti içerisinde yapılmıştır. Çoğu eski kiliseler olan ve içinde Ayasofya’nın da bulunduğu camilerin masraflarını karşılamak için Fatih birçok vergi kaynağını vakfetmiştir. Vakfedilen bu kaynaklar arasında bedesten de vardır. Kapalı Çarşı’yı oluşturan ikinci bedesten, “Yeni Bedesten” ya da “Sandal Bedesteni” olarak bilinen yapıdır. “Sandal” adını taşır çünkü bu ikinci bedesten tahminen Kanuni Sultan Süleyman devrinde değerli dokumaların satış yeri olarak inşa edilmiştir ve “sandal” da Hindistan’dan ithal edilen bir kumaştır.

Kapalı Çarşı sadece alışverişin yapıldığı bir merkez değildir ve bazı başka işlevleri de vardır. Örneğin değerli eşyaların güvenle saklandığı bir emanetçidir burası. Bankaların olmadığı devirlerde eşyalar bedestende ücret karşılığı kaydedilip kilitlenirdi. Kimi eşya burada bir sebepten unutulursa, sahiplerine teslim edilemediği hallerde yıllarca sandıkta çürüyene kadar dururdu. Bu yüzden sandıklarda kırk küsur yıldır saklanan eşyalara rastlanırdı.

İletişim Bilgileri

Beyazıt Mh. Fatih, 34000 İstanbul
T: 90 212 519 1248
Harita